Adıge toplumu 1990larda SSCB’nin dağılmasıyla yükselişe geçen Adıge olma bilincini maalesef ki uykuya yatırmıştır. Masaldaki Adıge ülkesi dokunulabilir hale geldikten sonra ne yazık ki diasporadaki Adıgeler heyecanlarını yavaş yavaş yitirmişler ve önceden hayali olarak yaşatageldikleri Adıge olma bilincini bir kenara itmişlerdir. Sadece hayal kurarak var olunamayacağı gerçeği, emek ve para harcamak gerektiği aşikardır. Emeği ve para harcamayı çoğu Adıge göze almadığı için Adıge olmak sadece bir etiketten öteye gidememiştir son yıllarda. Türkiyede devletin ve siyasi oluşumların ciddiye almadığı silik bir topluluğa dönüşmüştür Adıge Halkı. Adıge toplumu için sürekli emek harcayan çok küçük bir azınlık her zaman yalnız bırakılmış ve toplum onları maddi olarak, düşünce olarak desteklememiştir. Günümüzde birşeyleri gerçekleştirebilmek için paranın ve örgütlülüğün gerektiği düşüncesi toplumumuzca desteklenmemiştir. Adıgeler sadece kendi yörelerindeki yerel festivallerle Adıgeliği hatırlama nostaljisiyle Adıge olma adına birşeyler yaptıklarını zannetmişlerdir. Adıgelerin zamana ve genel gerçeklere uymayan düşünceleri yüzünden asimilasyon gittikçe hızlanmış ve kritik bir hale gelmiştir.
Ancak son zamanlarda internet gibi ortamlarda düşüncelerini paylaşan ve birşeylerin ters gittiğini anlayan ve genelde gençlerden oluşan insanlar birşeyleri organize etmeye çabalamaya başlamışlardır. Anadil eğitimi, Çerkes Soykırımının tanınması için organize edilen etkinlikler bu çabalara örnektir. Gençlerin gidişatı sorgulamaya başlaması ve toplumumuzu da bunu sorgulamaya itmeleri olumlu bir gelişmedir. Ancak genç insanların heyecanının doğru kanalize edilip toplumun yaşadığı sıkıntıların çözümü sağlanmalıdır. Tüm toplum çözüm yaratacak ortak kurumlarla kurumsallaşmalıdır. Bu kurumların ifade ettikleri kurumsal düşüncelerin arkasında olunduğu parasal ve örgütlülük anlamında gösterilmelidir. Heyecan, bilince dönüştürülmeli ve bilinçli bir şekilde çözüm yaratılmalıdır. Zaten örgütlü ve bilinçli olmadan hiçkimse bizi ciddiye almayacaktır. Örgütlü ve bilinçli yaklaşım hem yaşadığımız bu ülke hem de Adıgeler için olumlu çözümler üretecektir. Ancak o zaman sesimiz daha gür ve ciddi olacaktır. Kendi adına ne olması gerektiğine henüz karar vermemiş ve herhangi toplumsal bir kararın ark asında olamamış bir halkız maalesef. Şu an toplumda yükselen heyecanımızı toplum yararına kanalize edemediğimizde sonuç hem içinde yaşadığımız toplum hem de kendi toplumumuz için felaket olacaktır. Heyecanına kendi toplumu içinde destek bulamayan insanlarımız radikal heyecanlar yaratıp toplumumuza en büyük zararı vermeye başlayacaklardır.
Gürcistan Devleti Çerkes Soykırımını resmen tanımıştır. Ancak oyunu yanlış oynadığımızda başımıza çok büyük işler açmamız kaçınılmazdır. Gürcistanın bu eylemi kendi çıkarları içindir. Şöyle bir senaryoyu düşünün: Türkiyede arayışlarına cevap bulamamış, toplumsal olarak Adıgelerden destek bulamamış insanlar var; Öte yandan soykırımı tanımış görüntüde Adıge ulusal hareketine destek olabilecek bir ülke var ve Adıge vatanıyla sınır komşusu; Rusya Federasyonu ve ABD’nin dünyanın her yerinde mücadele içinde olduğu gerçeği de var; Kafkasyayı Türkiyede arayışlarına cevap bulamamış insanları parasal ve diğer şekillerde destekleyerek karıştırmak zor olmasa gerek. Daha önce Abhazya savaşında Abhazlarla beraber kendilerine karşı savaşan bazı Çeçenleri sonradan Rusya’ya karşı himaye eden bir Gürcistan’ın böyle bir senaryoya “hayır” dememesi gerekir. Böyle bir durum ise hem anavatanı kan gölüne çevirir hem de diasporanın enerjisini emperyalist emellere hizmet ettirir. Sonuçta yine kaybeden Adıge halkı olur.
Adıge halkı yanıbaşındaki Rus yönetimini karşısına almak yerine Rus yönetimiyle denge oluşturmalıdır. Ancak şu an eksik olan, Rus yönetimiyle denge oluşturmak için masaya oturacak sinerjik bir Adıge yapısının olmamasıdır. Elbette ki Rus yönetimi yanıbaşındaki truva atının farkındadır. Öyle olmasaydı Rus yönetimi Abhazya konusunda Abhazları gözardı eder ve Abhazlarla denge oluşturmazdı. Rus yönetimi dışarıdan beslenen radikal yapılanmaları ezmeye yoğunlaşmıştır son zamanlarda. Adıge halkının yapısından dolayı radikal girişimler dış güçlerin istedikleri düzeyde bir başarı elde edememiştir Adıge vatanında ancak dış güçlerin Rus yönetimi ve Adıgeleri birbirine düşürdüklerinde olabilecekleri Rus yönetimi somut olarak görmüştür. Rus yönetiminin Adıgelerle denge kurup dış güçlerin Adıge vatanını ve insanlarını kullanarak Rusya Federasyonunun başına başedemeyecekleri bir sorun yaratmalarını engellemek için somut girişimleri başlamıştır. 16 Mayıs 2011 de Duma’nın Adıge diasporası temsilcileriyle görüşmesi buna kanıttır. Kendi geleceği için ne istediğini bilen örgütlü bir Adıge yapılanması hem Adıgeler hem Rus yönetimi için şarttır. Böylece hem Adıgeler uğradıkları tarihsel haksızlığı telafi edip tarih sahnesine onurlu olarak dönebilecekler hem de Rus yönetimi rakiplerinin elindeki truva atını etkisizleştirebileceklerdir. Geçmişte Rusların truva atı olan Gürcistan şimdi kendileri için kullanılabilecek bir truva atıdır.Rusya kesinlikle bunun farkındadır.
Adıgeler tarihte farkında olmadan Rusyaya karşı truva atı olarak kullanılmışlardır. Artık fonksiyonlarını yitirince at parçalanmış ve bir kenara atılıvermiştir. Sonuçta koca bir vatan ve büyük sayıda insan vatandan yitmiştir. Ancak olması gereken ayının yoluna çıkmak değil, ayının yolundan çekilmekti. Ayı balını yiyip doyduğunda zaten gidip uyuyacaktı. Ayıyı baldan etmeye çalışırken maalesef ki ayı önüne çıkanı ezmiştir. Ayının ulaşmaya çalıştığı bal ise zaten karşısına çıkanın korumak zorunda olduğu bal değildi. Bal da yendi, ayı da inine döndü. Ancak, olan balı korumaya çalışana oldu. Dün Adıgelerin başına gelenler bugün Gürcistanın başına gelmek üzere. Dış güçler Gürcistanı kullanabilecekleri bir ortam hazırlamaktadırlar. Gürcistanın hem truva atı olması hem de hiçbir bedel ödememesi akıl dışıdır. Dış güçler baldan umutlarını kesince Adıgelerin yaşadığı felaketi onlar da yaşayacaklardır. Bu sefer yanlı ata Gürcistan oynamıştır ve bizim o ata binmememiz gerekmektedir.
Adıgelere tarihi haklarını tanımış bir Rus yönetimi Adıge ve Rus Halkı arasındaki tarihi acıları hafifletecek ve zamanla tarihte acı bir hatıraya dönüştürecektir. Bu hem Adıge Halkı hem de Rus Halkı için zorunludur. Adıge ve Rus Halkının tarihi barışmaları Adıge ve Rus Halkının uzun dönemdeki gelecekleri için kesinlikle şarttır. Birbirine saygı duyan ve yaşam hakkını onaylayan halkların birlikteliği dış güçlerin kana ve gözyaşına yolaçan emellerini engelleyecektir. Zamanla Gürcistan Halkı da bu dengenin parçası olacak ve kaybetmeyecektir.
Rus yönetiminin tarihi barışmayı sağlamak açısından zorlukları elbette ki vardır. En büyük zorluğu yeterince örgütlü olmayan ve kendisiyle tek ve net bir sesle konuşamayan Adıge yapısıdır. Bu yapısal sorun hem Adıge hem de Rus yönetimi için acilen halledilmesi gereken bir sorundur. Bu sorunun halledilmemesi Adıgeler açısından savaşa itilmiş bir anavatana, Ruslar için ise büyük paralar harcanan ve ülkede sürekli karmaşaya yolaçan ve bir türlü halledilemeyen sorunlar yumağına yol açacaktır. Ruslar ve Adıgelerin çıkarları ilk kez bu kadar net kesişmektedir. Sonuç olarak hem Rus yönetimi hem de diasporadaki Adıgeler uygun adımları atarak çözüme yürümelidir.
28.05.2011 23:24
Marğuşş Vezir
0 yorum:
Post a Comment